17 Ağustos 2008 Pazar

İnsan hakları haftası kutlama programı

İNSAN HAKLARI HAFTASI


AÇIKLAMA -1-
İnsanlar arasında ırk, din, renk, yaş, cinsiyet ayırımı yapmadan sevgi, saygı, dostluk duygularını geliştirmek, insanın insan olmak haysiyeti ile sahip olması gereken hakların hepsine “ İnsan Hakları” denir.
İnsan hakları, kişiyi kendi özüyle yaşatacak kurallardır. İnsanın insana hükmetmesi, onu ezmesi insan onuruna yakışmayan ve kabul edilemeyecek bir davranıştır. Bu tür ayırımların yapıldığı toplumlarda kavga, çatışma, isyan eksik olmamıştır. İnsanlar arasında hak, eşitlik, adalet, özgürlük düşüncesi yaygınlaştıkça bu konuyla ilgili mücadeleler de artmıştır.

İnsanlara insan oldukları için sahip olmaları gereken bir takım hakların bulunduğu fikri ilk kez İngiltere’den ortaya atıldı.19. Yüzyılda Amerika ve diğer bir çok ülkelere yayılan bu fikir akımından sonra 1789 Fransız İhtilali Avrupa’da insan haklarının kabul edilmesini ve uygulanmasını sağlamıştır.
Amerikan Cumhurbaşkanı Roosvelt ile İngiliz Başkanı Churcill tarafından imzalanıp duyurulan Atlantik Beyannamesinde insan hakları genişletildi. Bu beyannamede insanlara millet, inanç, ırk ayırımı gözetmeksizin herkes için eşit haklar konmuş ve yasaların korumasına verilmiştir.
24 Ekim 1945’te kurulan Birleşmiş Milletler Örgütü’nün öncelikle amacı dünyada barışı ve güvenliği sağlamaktı. 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Örgütü “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”ni kabul ve ilan etti.
İnsan Hakları Beyannamesi 30 maddeden oluşmuştur. Bu beyanname insana değer veren, özgürlük, eşitlik tanıyan duyurudur.

AÇIKLAMA -2-
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 10 Aralık 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Bildirisini kabul etmiştir. 10 Aralık ile başlayan hafta Birleşmiş Milletlere üye ülkelerde İnsan Hakları Haftası olarak kutlanır. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, insan hakları konusuna tam bir tanım amaçlayarak hazırlanmıştır. Esas amaç, bu tanıma uyan insan haklarının hiçbir tereddüde meydan vermeden uygulanmasıdır.
İnsan hakları, kişiyi özü ile yaşatacak kurallardır. Bu kurallar, insanı insan yapan kurallar olarak da tarif edilebilir. İnsan hakları 10 Aralık 1948’de başlamış bir olgu değildir. Dünya kurulalı insana, insan haklarına saygı her çağda zamana uygun olarak gösterilmiştir. İnsanların kendi istekleri dışında yaşamak zorunda bırakıldıkları şartlara tarih boyunca rastlanmıştır. Kullara kulluk etmek, köle hayatı yaşamak, işkencelere maruz kalmak bu yaşantıya örnek olarak verilebilir. Bu olguların dayanılmaz olduğu dönemlerde insanlar hoşnutsuzluklarını bir şekilde ortaya koyma zorunluluğu hissettiler. Bu hoşnutsuzluklarını ortaya koyarak 1215 yılında İngiltere’de Kral John’a karşı haklarını savunmak amacıyla bazı istekler ortaya koydular. Ortaya konan bu kararlı tavır karşısında kral bir antlaşma metnini kabul etmek zorunda kaldı. Hazırlanan Özgürlükler Belgesi kabul edildi. İnsan hakları konusunda sözden öteye geçilmiş oldu. Artık insan hakları metne dökülmüş, insanların kısıtlanamayacak bazı hakları güvence altına alınmış oluyordu. İnsanların yaşayışlarında, hayati konularda eşit haklara sahip oldukları fikri 1776 yılında Amerika’da yayımlanan Bağımsızlık Bildirisi ile de pekişmeye başlamış oldu. İnsan hakları ile ilgili bir başka çalışma Fransız İhtilali zamanında yapılmış ve 1789 yılında İnsan Hakları Bildirisi yayımlanmıştır. Bütün bu çalışmalar insanların daha çağdaş yaşama isteğinin birer ürünüdür. Zamanında insan haklarının tam ve hiçbir ayrım yapmadan korunmaması bu zorunluluğu kaçınılmaz kılmıştır. Sözde var olması, tam uygulanmasını sağlamamıştır. Yapılan eksik uygulamalar, insanın insana yaptığı eziyetler insan kişiliğini zedeler olmuştur.
Bireysel karşı koymalar etkili olamamıştır. Bu sebeple tam bağımsız ülkelerde yaşayan insanların haklarının, artık devletleri yönetenlerin güvencesi altında olması fikri ağırlık kazanmıştır.
İnsan haklarını, insanın kendisi değil, yasalar, eşit olarak hiçbir ayrım yapmadan koruyacaktır.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen bildiri ile insanların daha bağımsız yaşamaları öngörülmüş, bu 30 maddelik bildiriye uyulması konusunda gerekli yasal düzenlemenin yapılması istenmiştir.

Yeşilay kulubu belgeleri ve yeşilay haftası kutlama belgeleri programı

TARİHİ

Birinci Dünya Savaşı sonunda, bütün yurdun işgal edilmiş olmasına rağmen, milletimizde istiklal ve mücadele azminin sönmediğini gören düşman; top ve tüfekle yenemediği Türk varlığını içten çökertmek için alkol ve uyuşturucu maddelere başvurmuştu. Limanlarımıza uğrayan düşman gemileri, beraberinde getirdiği yığın yığın içkileri indiriyor ve bunlar el altından halkımıza ve bilhassa yurt savunmasının en önemli unsuru olan gençlerimize ulaştırılıyordu. Kısa zamanda içki ve uyuşturucu madde alışkanlığı bir salgın halini almaya yüz tutmuştu.İşte bu faciayı görüp,işin önemini kavrayan vatansever aydınlar (Ord.Prof.Dr.Mazhar Osman Bey ve arkadaşları) Şeyh’ül-İslam Haydarizâde İbrahim Efendi’nin teşvik ve himayesinde halkı ve gençliği uyarmak ve bu yolda mücadele etmek için 5 Mart 1920 tarihinde merkezi İstanbul’da olmak üzere “Hilâl-i Ahdar” adıyla cemiyetin temellerini attılar. Daha sonraları, cemiyet ilkönce “Yeşil Hilal” ve sonra da “Yeşilay” isimlerini kullanmıştır. Cemiyetin şimdiki yasal adı ise “Türkiye Yeşilay Cemiyeti” dir

KURULUŞU

Yeşilay, sigara,alkollü içki ve diğer uyuşturucu alışkanlıkları ile mücadele veren ve bütün zararlı alışkanlıklardan halkımızın ve bilhassa gençlerimizin korunması için çalışmalar yapan yani umuma (kamuya) hizmet veren, bu sebeple de “Kamuya Yararlı Cemiyetler” arasında yer alan bir kurumdur. Kamuya Yararlı Cemiyetler, çalışmaları memleket çapında faydalı olan,ülke ve toplum menfaatine hizmet eden cemiyetlerdir. Bu cemiyetlere hükümetimiz çeşitli yardımlar yapar, bir çok kolaylıklar gösterir. Yeşilay’ın çalışmaları da bu şekilde ülkemiz ve milletimiz için faydalı görülmüş ve Yeşilay, 19 Eylül 1934 tarihinde toplanan Bakanlar Kurulu tarafından aynı tarih ve 2-1288 sayılı alınan karar ile kamuya yararlı cemiyetler arasına alınmıştır. Aynı zamanda Yeşilay, gönüllü (amatör) bir halk kuruluşu ve genel yapısı ile bir dokümantasyon ve arşiv merkezidir. Dokümantasyon; kendi konularında belge,bilgi ve haber toplama ve değerlendirme işlemleridir.Arşiv ise; bu belge ve haberlerin değerlendirilmeleri ile birlikte tasnif edilerek saklandığı yer demektir. İşte bu işlemle elde edilen bilgileri,hazırladığı dokümanlarla (bülten, broşür,kitap, kaset, bildiri, afiş, yazılı başvuru, rapor vb. gibi) kamuya, ilgili makam ve kuruluşlara sunar. Bununla insanımıza ve yetkili özel ve resmî kuruluşlara gerekli olan önlemlerin alınması için uyarı ve önerilerde bulunur.















ALKOLÜN VÜCUDA VERDİĞİ ZARARLAR


Sigaradan itibaren bütün içki ve uyuşturucuların en büyük zararı beyne ve merkezî sinir sistemine dönük olup,diğer bütün organlara da sayısız zararları söz konusudur.

İçkinin kalbe zararları: Alkol, kalp ve cilt damarlarını genişletir. Kalbin çalışma hızını artırır, kan dolaşım düzenini bozar, damarların sertleşmesine,tansiyonun artmasına,felç ve ânî ölümlere sebep olur.

İçkinin karaciğere zararları: Karaciğer hücrelerinde yağlanma meydana gelmesine, siroz hastalığına sebep olur, karaciğer büyür. Karaciğerin vazifesi dışarıdan gelecek zararlı maddeleri zararsız hale getirmektir.Karaciğer,içkiyi zararsız hale getirmek için çalışırken fazla yorulur,vazifesini tam yapamaz olur, bir çok zararlı maddenin vücuda girmesine ve çeşitli hastalıklara sebep olur.

İçkinin böbreklere zararları: Alkollü içkinin hangi çeşidi olursa olsun böbrekleri bozar, zamanla iş göremez hale getirir. İdrar bolluğu veren bira, böbrekleri temizlemez,bilâkis yorar.İçki,böbrek iltihaplarına, idrarda şeker ve cerahat gibi anormal cisimlerin meydana gelmesine yol açar.

İçkinin mide ve barsaklara zararları: İçki mide iç zarında yanma hissi meydana getirir, mideyi bozar, ağrı yapar, mide hastalıklarından olan gastrit ve ülsere sebep olur. Hazımsızlık, dolayısıyla iştahsızlığa sebep olur. Bağırsak ishallerine, iltihaplarına ve çalışma düzeninin bozulmasına sebep olur.Zararlı şişmanlığa meydan verir.

İçkinin akla zararları: İçki akıl ve hafızayı zaafa uğratır.Kıskançlıklar ve unutkanlık meydana getirir. İrade kuvvetini azaltır, ne yaptığını - ne söylediğini bilmez bir hale getirir.İçki beyni uyuşturur, yürümekte zorluk çekilir, kol ve bacak çekilmelerine, yüz ifadesinde bozukluklara sebebiyet verir.İnsan,irade ve dengesini kaybeder.

İçkinin sinir sistemine zararları: Sinirler alkole karşı hassastır,sinir hücreleri zedelenir. El titremeleri, tikler, felçlerden tutun, bütün ani ölümlere varıncaya kadar nice felaketlere sebebiyet verir. Heyecan, telaş, korku, sinir buhranları ve kıskançlık, çeşitli rûhî bozukluklar, içkinin meydana getirdiği normal hallerdendir.












SİGARANIN ZARARLARI
Beyin tümörlerinin %99’u, Beyin kanamalarının %85’i, Akciğer kanserlerinin %90’ı, Gırtlak kanserlerinin %99’u sigara kaynaklıdır. Sigara içenlerde kırmızı küreciklerin oksijen taşıma kapasitesi 1/6 ilâ 1/3 oranında azalır. Sigara içenlerin vücuduna %15 ilâ %33 daha az oksijen girmektedir. Bu en önce beyin ve kalbin harabiyeti demektir. Tütün dumanında 4000 adet zararlı madde vardır. Sigara içen kadınlar içmeyen kadınlardan 15 yaş fazla ihtiyarlamaktadır. Sigara içen annelerin çocukları,oksijen azlığı sebebiyle geri zekalı olur. Tiryaki hanımların çocuklarında sakatlık ihtimali %65 gibi ciddi bir çizgidedir. Sigara içen kadınlarda kısırlık 10 kat fazladır. Erken doğum ve düşüklerin %80’inin sebebi sigaradır. Dünya ülkelerinde çıkan yangınların %70’inden sigara sorumludur. Sigaranın sebep olduğu ölümler, diğer uyuşturucularınkinden 13 kat fazladır. Sigara içenlerde ani ölüm, içmeyenlere oranla 10 kat fazladır. 45-50’nin altındaki erkeklerde koroner (kalp)den ölenlerin %80’i sigara kaynaklıdır.

Tütündeki radyoaktif, kurşun ve polonium, radyoaktif parçalar olarak hücreleri mahvetmektedir. Bacak damar tıkanıklıklarının %90’ı sigaradandır. Günde 1 paket sigara içenlerin vücudunda 20 yılda 7 kg. is ve katran birikimi olmaktadır.

GENÇLİK VE SİGARA
Çabuk ulaşılabilir olması sebebiyle gençler arasında sigara içmek oldukça yaygındır. Gelişmiş ülkelerde 12-17 yaş arasındaki her beş ergenden birinin sigara tiryakisi olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde ise bu oran daha yüksektir. Sigara kullanımı başlı başına zarardır.Gençler için ise adeta mayınlı bir tarladır.Şu gerçeği de unutmayalım:Sigara içen gençler aynı zamanda alkol ve uyuşturucu bağımlılığına yatkın kişiler haline gelmektedir.Çünkü sigara,kişinin öteki kötü alışkanlıklara karşı direncini de azaltmaktadır. Aslında sigarayı ilk içen genelde haz almaz, ancak ısrarla kullandığında bir süre sonra zevk duyar. Bazıları sadece meraktan sigaraya başlar, içmekle büyüdüklerini ve havalı olduklarını zannederler.Derken, ardından bağımlılık gelir.

Çocuğunun sigaraya başlamasını istemeyen anne-babanın başta kendisinin kullanmaması gerekir.Elindeki sigarayla oğluna nasihat eden babanın etkisinin ne derece olacağına siz karar verin. Çocuklara sigaranın zararlarından ve bağımlılıktan kurtulmanın zorluğundan bahsetmekte yarar vardır. Çocuğunuzun sigara içip içmediğini araştırmalı,bu konuda meraklı olmalı ve fakat onu sıkboğaz da etmemeniz gerekir. Sigaraya gençlik döneminde alışmayan birinin tiryaki olması zordur. Çünkü sigara içenlerin %95’i sigaraya 21 yaşına kadar başlamışlardır. Çocuğumuzun sağlıklı, mutlu ve kendinden emin bir hayata adım atmasını sağlamanın en önemli yolu, ona kendini iyi hissettirecek şeylerden söz etmenizdir. Kendilerini sevmeye başlamaları onları sağlıklarına kavuşturacaktır. Bedenimizin de bir emanet olduğunu, kendimizi seviyorsak onu korumamız gerektiğini bilmelidir. Evde ve yanınızda sigara içmesine kesinlikle müsaade etmeyin. Aslında bu bir Anadolu geleneğidir ve çok mâkul sebeplere dayanır. Son olarak ona verdiğiniz cep harçlığı hakkında bir kez daha düşünün.Acaba harçlığı fazla mı gelmektedir?Öyle ise azaltılmasında fayda vardır.

İlköğretm haftası kutlama belgeleri, yazıları

İLKÖĞRETİM HAFTASI


İlköğretim temel öğrenimdir. Yasalarımıza göre zorunlu ve parasızdır. İlköğretim, yedi yaşında başlar ve on beş yaşında biter. Sekiz yıldır.
Okulların açıldığı hafta ilköğretim okullarımızda İlköğretim Haftası olarak kutlanır. Genel olarak bu hafta, Milli Eğitim Bakanlığı'nın radyo, televizyon konuşması ile açılır. Okullarımızda törenler düzenlenir. Törende konuşan okul müdürü ve öğretmenler; Eğitimin ve öğretimin değerini, yararlarını açıklarlar. Okuma - yazma bilmenin önemi üzerinde dururlar. Gerçekten, birey olarak başarılı olmak için en başta okumayı ve yazmayı öğrenmek zorundayız. Bilmediklerimizi okuyarak öğreniriz. Okuma - yazma bilmeyen bir kişinin bilgili olması düşünülemez.

Atatürk'ün özlediği çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkabilmek, ancak bilgi ile olur. Bize yaşam boyu gerekli olan bilgi ve becerilerin temeli ilköğretimde atılır. İlköğretim Haftası; bu gerçeklerin konuşulduğu, ilköğretimin, okuma - yazma öğrenmenin kişiye, topluma sağladığı yararların anlatıldığı bir haftadır.

Kendimize, ailemize, çevremize, ulusumuza, insanlığa yararlı olmak okuma - yazma öğrenmekle başlar. İlköğretimin önemine inanan Atatürk, cumhuriyetin ilanından sonra harf devrimini gerçekleştirdi. Okunması ve yazılması çok güç olan Arap yazısı yerine bugün kullandığımız Türk yazısını getirdi. Harf devrimi sonucu, yurdumuzda okuma - yazma bilenlerin sayısı giderek çoğaldı.

İlköğretim okulunun ilk beş yılı ilkokul bölümüdür altıncı yıldan itibaren ortaokul bölümüne devam edilir. Öğrenimlerini başarıyla tamamlayanlara sekizinci yılın sonunda diplomaları verilir. İlköğretimi tamamlayan öğrenciler, diploma notları göz önüne alınarak Lise veya dengi okullara kabul edilirler. Orta öğrenimini tamamlayanlar sınavlara girerek Yüksek okul veya üniversitelerde öğrenime başlar. Yüksek okullarda ve üniversitelerde öğrenim süresi iki yıldan altı yıla kadar değişmektedir.

Orta öğretime devam etmeyenler, edemeyenler, dilerlerse hayata ve iş alanlarına hazırlanmak için tamamlayıcı, hazırlayıcı, yetiştirici kurslara katılırlar. Sanat okullarından yararlanırlar, ya da bir iş yerine çırak olarak girerler. Kurslarda, işyerlerinde edindikleri becerilerle bir iş sahibi olurlar. Burada kazandıkları para ile aile bütçesine katkıda bulunurlar.

Milli Eğitim Bakanlığı; okuma - yazmayı yaygınlaştırmak amacı ile yetişkinler için kurslar açmakta, bu kurslara her yıl çok sayıda yurttaşımız katılmaktadır. Sonuçta okur - yazar oranımız artmaktadır. Yakın gelecekte öteki ilerlemiş ülkelerde olduğu gibi yurdumuzda da okuma - yazma bilmeyen kalmayacaktır.

İlköğretim Haftası'nda çevremize okuma - yazmanın gerekliliğini, değerini, önemini anlatmalıyız. Öğrenme, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırmayı sağlar. Bilgisiz, eğitimsiz insanlar daha çok suç işleme eğilimindedirler. Genel olarak eğitim ve öğretim suç işleme oranını azaltır.

Gün gelecek vatandaşlarımızın tamamına yakını okuma - yazma öğrenecek, okuyarak edindikleri bilgileri günlük yaşamlarında uygulayacak, böylece işlerinde daha verimli ve başarılı olacaklardır.

Kısacası ikinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü'nün dediği gibi "İlköğretim davası insan olma, ulus olma davasıdır."


--------------------------------------------------------------------------------



EĞİTİMİN ÖNEMİ

Bir milletin okur - yazar oranı yüksek olursa o millet kalkınır. Okumuş ve aydın kişileri fazla olan bir millet, her alanda ilerler. Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemizde okuma - yazma bilenlerin sayısı azdı. Pek çok yerde okul yoktu. Ülkemiz Kurtuluş Savaşı'ndan yeni çıkmıştı. Bağımsızlığını kazandıktan sonra, Atatürk'ün emriyle her tarafta okuma - yazma seferberliği başlatıldı. Okullar açıldı. Yeni Türk harfleri vatandaşlara öğretildi. Her Türk vatandaşının İlkokul öğrenimini görmesi ve tamamlaması zorunlu hale getirildi.

Cumhuriyetin ilanıyla beraber eğitim - öğretim çalışmaları hızlandı. Köy, kasaba ve şehirlere okullar yapıldı. Okur - yazar sayısı gittikçe arttı. Yardımsever Türk vatandaşları da eğitim - öğretim hizmetlerinin gelişmesine yardımcı oldular.

Yakın bir zamanda da 8 yıllık kesintisiz eğitim kabul edilerek İlkokul ve Ortaokul birleştirildi ve zorunlu hale getirildi, İlköğretim okulu olarak adlandırıldı.

Her yıl Eylül ayının üçüncü haftası ( okulların açıldığı ilk hafta ) İlköğretim Haftası olarak kabul edilmiştir. Bu hafta boyunca okumanın önemi, okulun değeri ve kutsallığı halka anlatılır. Okumanın - yazmanın önemi, gazete, dergi, radyo ve televizyonlarda hafta boyunca anlatılmaya çalışılır. Bu konu üzerinde önemle durulur. Okulsuz yerlere okul açılmaya gayret edilir. İlköğretimin önemi anlatılır.


--------------------------------------------------------------------------------

AÇILDI OKULUMUZ

Hazırlandı çantamız,
Kalemle defterimiz,
Artık öğrenci olduk,
Açıldı okulumuz.

Neşe dolu içimiz,
Sevinçliyiz hepimiz,
Çıktık aydınlık yola,
Açıldı okulumuz.

Göklerde bayrağımız,
Dudaklarda marşımız,
Andımız söyleniyor,
Açıldı okulumuz.

Fethi BOLAYIR
İLKÖĞRETİM HAFTASI

Okulları açıyor,
Bize neşe saçıyor,
Hafta sonu kaçıyor,
İlköğretim Haftası.

Yaşın yediyse tamam,
Okul çağın gelmiş tam,
Bize en büyük bayram,
İlköğretim Haftası.

Çocuklar seni ister,
Bilgi yolunu göster,
Bütün yurda ışık ver,
İlköğretim Haftası.

Fahrünissa ELMALI


İLKÖĞRETİM HAFTASI

İlköğretim haftasını
Kutlayalım hep birlikte.
Çalışmanın arkasını
Bırakmayalım derslikte.

Çalışırsak kazanırız,
Bilgilerle bezeniriz.
Kenetlenmiş bir toplumsak
Sağlam olur düzenimiz.

Bakın açıldı okullar
Cıvıl cıvıl bütün yollar.
Yarınını düşünenler
Çocuğunu okuturlar.

İbrahim ŞİMŞEK



OKULUMUZ

Her yerden daha güzel
Bizim için burası,
Okul, sevgili okul,
Neşe, bilgi yuvası.

Güzel kitaplar burada,
Bir çok arkadaş burada,
İnsan nasıl sevinmez,
Böyle yerde okur da ?

Senin çatın altında
Girmez kötü duygular,
Bilgi giren yerlerde
Kalmaz artık kaygılar.

Her yerden daha güzel
Bizim için burası,
Okul, sevgili okul
Neşe, bilgi yuvası !

Fethi BOLAYIR
İLKÖĞRETİM HAFTASI

Bu yıl da, neşe ile,
Geldi, güzel haftamız.
Yeniden gönlümüze,
Doldu, güzel haftamız.

Biziz onun amacı,
Biziz onun inancı.
Başarıya varmada,
Hep odur bize öncü…

Ne sözü varsa bize,
Olumludur, gerçektir.
Çünkü onun dileği,
Bizleri yüceltmektir…

Ulusun gür sesidir,
İlköğretim Haftası,
En büyük ilkesidir,
İlköğretim Haftası…

Tahsin BİLENGİLİN
İLKÖĞRETİM HAFTASI

Yüzyıllarca susadık,
Okumaya yazmaya
Bütün dünya koşarken,
Biz kalmışız pek yaya.

Köylerimiz okulsuz,
Şehirler okulsuzmuş.
Anadolu bakımsız,
Anavatan yolsuzmuş.

Atatürk bir gün çıkıp,
Milleti kurtarmasa,
Yüzyıllar aynı gider,
Biter miydi bu tasa ?

Büyük bir ulus için,
Geri kalmak ne acı…
İlköğretim Haftası,
Bir savaş başlangıcı.

İ. Hakkı TALAS

DERSANEMİZ

Ne mutlu çocuklar bize,

Kavuştuk dershanemize.

Gelince yeni kitaplar,

Ruhumuzu sevinç kaplar.



Sıralar hep dizi dizi,

Artıran sevgimizi.

Yazı tahtası, masamız,

Temiz tutmak yasamız,



Bakın, her taraf tertemiz,

Ne güzeldir dershanemiz.

Oturunuz rahat rahat,

Öğrencilik tatlı hayat.

Ali Osman ATAK


OKUL TÜRKÜSÜ

Çok severiz biz okulu,

Kitabımız bilgi dolu.

Okur, yazar her Türk oğlu.

Yükselmenin budur yolu.



Biz okullu çocuklarız,

Hem çalışır, hem oynarız.

Kağıt, kalem, kitap, defter,

Bizi bunlar adam eder.



Öğretmeni candan dinler,

Öğreniriz pek çok şeyler,

Biz okullu çocuklarız,

Hem çalışır, hem oynarız.

Hasan Ali YUCEL


OKULUMUZ

Şan verirsin vatana,

Sensin bize öz ana.

Koşarız her gün sana,

Sevimli okulumuz.



Kâbedir güzel yapın,

ŞefkatIi koldur kapın,

Alırsın sen bağrına,

Hazırlarsın yarına.



Sende bilgi, sanat var,

Koruyucu kanat var.

İstikbal var, hayat var;

Sevgili okulumuz.



Doğruluk ve terbiye,

Ediyorsun hediye,

Sevgi öğrettin bize,

Sevgili okulumuz.



“Okul güzel” diyoruz,

Seni çok seviyoruz,

Her gün ilerliyoruz,

Sevgili okulumuz.



Yarının temelisin,
Bizlerin emelisin,
Annemizin elisin,
Sevgili okulumu

Rafet ÖZTOPRAK



OKUL

Oku benim cici yavrum

Okul cennet meyvesidir

Okuldadır türlü san’at

Medeniyet membasıdır.



Okuldadır cümle varlık

Hiç bir türlü çekmen darlık

Okuldadır dirlik birlik

Birlik yurdun ihyasıdır.



Yürü yavrum okuluna

Altın bilezik koluna

Hem kızına hem oğluna

İlim irfan yuvasıdır.



Okul yurdun can damarı

Okul korur namus arı

Okul istikbal yolları

Görenlerin görmesidir



Okul bilir doğru yolu

Okuldur yurdun temeli

Mürşit ilimdir bilmeli

Bu ses Alanın sesidir.



Oku, çalış, bu hidayet

Mesut olur yaşar hayat

Veysel der ki ve nihayet

Okul ilim deryasıdır.

AŞIK VEYSEL


OKUL YOLUNDA

Umutlar yürür

Okul yolunda.

Yarınlar büyür

Okul yolunda.



Kitap elimde

Okul dilimde

Düşüm düşüncem

Okul yolunda



Minik başıma

Birkaç yaşıma

Dünyalar sığar

Okul yolunda



Küçüktür yaşım

Büyüktür düşüm

Benim gülüşüm

Okul yolunda



Düşünemezdim

Konuşamazdım

Okuyup yazdım

Okul yolunda.



Yürürüm şimdi

Yarın koşarım

Tam olur yarım

Okul yolunda.

Şerif ERTUNA


OKULA DÖNÜŞ

Gezdik, eğlendik, koştuk bütün yaz

Ah ne güzeldi dereler, dağlar,

Topladık, yedik vişne, dut, kiraz,

Ah ne şirindi bahçeler, bağlar,

Bugün uslandı dünkü yaramaz,

Artık sekiz ay çalış, oku , yaz.



Fazlası eder çocuğu haylaz,

Dört ay eğlence yeter bize,

Ne tatlı, ne hoş geçti bütün yaz,

Gidelim artık okulumuza.

Bugün uslandı dünkü yaramaz,

Artık sekiz ay çalış, oku , yaz.



Çocuğuz, ama biliriz ki yaz,

Saf hava, uyku, su , oyun demek

Böyle olursa hastalık olmaz,

Okul açıldı, başladı emek.

Bugün uslandı dünkü yaramaz,

Artık sekiz ay çalış, oku, yaz.

Aka GÜNDÜZ



KÖY ÖĞRETMENLERİ

Yurdumuz uçsuz bucaksız,

Gökte yıldız kadar köylerimiz var.

Ama uzak, ama şirin, ama garipsi...

Alın benim gönlümden de o kadar.

Uzak köylerimizde kuşlar gibi,

Her sabah çocuklar size uçar.

Ama küçük, ama büyük; ama güleç...

Alın benim gönlümden de o kadar.



Siz kara göklerin yıldızları,

Işıtın yurdumuzu sabaha kadar.

Ama düşe kalka, ama yiğit, ama umutlu...

Alın benim gönlümden de o kadar.

Cahit KULEBİ


OKUL DÖNÜŞÜ

Okuldan çıkınca akşamları,

Hüzünlü hüzünlü bakar arkamdan

Sınıfın karatahtası.

Okuldan çıkınca akşamları,

Bana arkadaşlık eder yollarda,

Kuş sesleri, bahar havası.



Okuldan çıkınca akşamları

Beni karşılamaya gelir uzaktan

Mahallenin küçük çocukları

Biri çantamı alır elimden

Bir başkası sefer tasımı.



Okuldan çıkınca akşamları

Hep bakar pencerelerden

Komşu kadınları.

Şükrü Enis REGÜ




OKU BAŞA GEÇ

Sana nasihatım olsun,

Oku evladım başa geç.

Gönlün ilim ile dolsun,

Oku evladım başa geç.



Sözünü tutmasan utan

Neler çekti anan, atan,

İlimle yükselir vatan

Oku evladım başa geç.



Belli Kul Ahmet’in hali

Arı olmuş yoktur balı,

Tıpkı Atatürk misali,

Oku evladım başa geç.

Kul AHMET



AH GÜZEL OKULUMUZ

Uzun sıcak yaz günleri

Sebzeleri, meyveleri

Oldurdu... uçtu yurduna

Karlı dağların ardına

Tam sekiz aylık bir yola

Biz de kavuştuk okula.



Hoş geldin solgun yüzlü güz

Şenlendi yine gönlümüz

Işık içinde yolumuz

Açıl güzel okulumuz!

Dört ay eğlendik, dinlendik;

Sonra kalkıp sana geldik.



Boş geçirdik sanma yazı

Köyde güttük koyun, kuzu

Kentte, bahçede çalıştık;

İşçiliğe de alıştık.

Biz işleyen demirleriz

Çalıştıkça ilerleriz.

M. Necati ÖNGAY




GÜZEL SÖZLER

* Eğitimsiz insan, ruhsuz bedene benzer. (Arap atasözü)

* İnsan eğitimle doğmaz, ama eğitimle yetişir. (Cervantes)

* Hiç bilenle bilmeyen bir tutulur mu? (Hz. Muhammed)

* Bir okul açmak, bir cezaevi kapamaktır. (Danton)

* Bilgisiz bir kimse, savaş davuluna benzer; sesi çok, içi boştur. (Sadi)

* Ana ve babaların çocuklarına bırakacakları en büyük miras; eğitimdir. (Hz. Muhammed)

* Ağaç yaşken eğilir. (Türk atasözü)

* Eğitim, öğrencilere saygıyla başlar. (Emerson)

* Her kötülük bilgisizlikten doğar. .(H.G.Wells)

* Hep öğretmek isteyenler, çoğu kez öğrenmeye engel olurlar. (Montesquieu)

* Cesaret ve hazzı yitiren eğitim, beş para etmez. (Pestalozzi)

* Eğitim, çocuğa bilmediğini öğretmek değildir; çocuğa yaşamasını öğretmek¬tir. (W.Livingston)

*Bir yıl sonrasını düşünüyorsan buğday ek,

On yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik,

Yüz yıl sonrasını düşünüyorsan insan yetiştir.” (Kuon-Tzu)

* Dünyada yapılması güç olan üç iş vardır: Çelik, elmas ve insan ruhunu işlemek. (B.Franklin)

* Bilgine her gün yeni bir şey eklemiyorsan, gün geçtikçe azalır.(Çin atasözü)

* Kalem kılıçtan keskindir. (Seneca)

* Eğitim, ana kucağından başlar; her söylenen sözcük çocuğun kişiliğine ko¬nan bir tuğladır. (H.Ballov)

* Bir ülke halkının eğitimi, sokaktaki davranışlarından belli olur. (E.De Amıcıs)

* Elinden gelirse insanları eğit, gelmezse onlara katlan. (M. Aurellius)

* Eğri ağaçlar, bahçıvan eline muhtaçtır. (Çin atasözü)

* Eğitim, ekmek ve sudan sonra halkın en büyük gereksinmesidir. (Danton)

* Ana baba iyi eğitim almışlarsa çocuklar da görgülü olur. (Goethe)

* Eğitimle suç ve cezalar, güneşin önündeki buzlar gibi erir. (V.Hugo)

* Ulusal eğitim, her ulusun yaşam kaynağıdır. (Namık Kemal)

* Eğitim; iyiyi, büyüğü, güzeli sevmektir. (E. Renan)

* Eğitimli adam, görgüsüzle geçinmesini bilir. (Schopenhauer)

* Eğitim, yetenekleri olgunlaştırır, ama yetenek yaratmaz. (Voltaire)

* Eğitimin amacı, insanlarda bulunan yetenekleri geliştirmektir. (Eflatun)

* İnsan iki yoldan eğitilir: İlki, ana-baba, öğretmenlerden aldığı derslerle; ikincisi, kendi öğrendikleriyle. En değerli olanı ikincisidir. (Gibons)

* Kızını dövmeyen dizini döver. (Türk atasözü)

* Eğitimsiz öğretim, hırsız fenerine benzer.

* Eğitim görmekle görmemek, ölülerle dinler ara¬sındaki fark gibidir.(Aristo)

* Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak Milli Eğitimle olur. (Atatürk)

* Eğitim, her ulusun hayat kaynağıdır. (Namık Kemal)

* İnsan eğitimle doğmaz ama eğitimle yetişir.

* Bilgi, sevgi ve zekanın aynasıdır.

* Okumayı öğrenmeyen çuval taşımayı öğrenir.

* Bilgisiz insan meyvesiz ağaca benzer.

* İlköğretim davası, insan olma, ulus olma davasıdır.



* Yurt kalkınmasının temeli ilköğretimdir.



* Öğrenim, aklın gücünü geliştirir.



* Bilmemek ayıp değil, bilmediğini öğrenmemek ayıptır.



* İlköğretim geleceğin temelidir.



* Bilgisiz insanın dostluğundan, bilgili insanın düşmanlığı daha iyidir.



* Okul gençliğe; insanlığı, saygıyı, ulusu ve ülkeyi sevmeyi öğretir.



* İlköğretimin değerini her yurttaşa anlatmak ulusal bir görevdir.




--------------------------------------------------------------------------------

OKULA BAŞLARKEN



Aşağıda okuyacağını yazıda bir öğrencinin okulda geçen ilk günleri anlatılıyor.



Ankara'nın İncesu semtinde oturanlar bilirler. Dokuz Eylül Sokağı'nda önü söğütlü bir ev vardır. Biz o evin ikinci katında otururduk. Ben sık sık balkona çıkar, söğüt ağacının dallarını tutar, yapraklarına bakardım. Hiç unutmuyorum, o balkon sanki küçük bir çiçek bahçesiydi. Babam çoğu zaman bu balkonda oturur, beni yanına çağırır, kucağına alırdı. Bir gün sarı gülün yanına koyduğu sandalyesinde oturuyordu.

Beni çağırdı, gittim, öptü, sevdi sonra :

-- Özlem, artık okul çağın geliyor. Bu yıl okula başlayacaksın. Senin de siyah önlüğün, beyaz yakan, güzel kurdelelerin, kitapların, defterlerin, boyalı kalemlerin, çantan olsun istiyorum, dedi.

Babamın bu konuşması beni çok sevindirdi. İçim içime sığmaz oldu. Gün boyu okula kaydımın nasıl olacağını, kayıt sırasında neler sorulduğunu, okulda neler öğreneceğimizi, acıkınca orada ne yapılacağını, düşündüm durdum.

Sanıyorum ertesi gündü. Babamla okula gittik. Okulun dış kapısından içeri girerken, içim bir hoş oldu. Heyecanlandım. Herkes bana bakıyor gibiydi. Merdivenlerden çıkıp bir odanın önüne geldik. Babamın elini daha sıkı tuttum. Girdiğimiz odada bizi güler yüzlü bir hanım karşıladı. Kayıt için geldiğimizi söyledik. Gösterilen yere oturduk. Babam, çantasından çıkardığı kimliğimi, vesikalık fotoğrafımı ve birkaç zarfı masada oturan hanıma verdi. Sonradan o orta yaşlı hanımın müdür yardımcısı Sevim Hanım olduğunu öğrendim. Sevim Hanım beni yanına çağırdı, sevdi, yanaklarımı okşadı, adımı sordu.

-- Özlem, dedim.

Sonra elimi tuttu avuçlarının arasına aldı. Parmaklarımdan birini işaret ederek adını sordu.

-- Serçe parmak, dedim.

-- Doğru, dedi.

Babamın verdiklerini dosyaya koydu. Büyük bir defterde babam gösterilen yeri imzaladı. Güler yüzlü hanım kayıt işleminin bittiğini bildirdi. Önümüzdeki Pazartesi günü okul açılıyor dedi. Kalktık eve döndük.

Pazartesi günü oldu.

Sabah erkenden kalktım. Elimi. yüzümü iyice yıkadım. Havlu ile kuruladım. Annem önlüğümü giydirdi. Beyaz yakamı taktı. Kurdelemi bağladı. Kitaplarım, defterlerim, kalemlerim, çantamın içindeydi. Hep beraber kahvaltımızı yaptık. Sonra koridorda bulunan boy aynasının önüne gittim. Aynadaki Özlem'e baktım. Siyah önlüğüm, beyaz yakam ve kurdelemle çok güzel olmuştum. Lavaboya geçtim, dişlerimi fırçaladım. Bu arada babam da hazırlanmıştı. Çantamı sağ elime aldım. Annemi öptüm. Babamla merdivenleri indik, sokağa çıktık.

Evden okula doğru giderken babamın elini sımsıkı tuttum. Daha önce kaydımın yapıldığı, İncesu İlkokulu'na geldik. Okul bahçesi analar, babalar ve çocuklarla dolmuştu. Babamın elini hiç bırakmak istemiyordum. Baktım benim gibi birçok çocuk annelerinin, babalarının ellerini sımsıkı tutuyorlardı. İçlerinde ağlayanlar bile vardı. Bahçedeki akasya ağacının altında sarışın bir çocuk durmadan ağlıyordu.

Az sonra zil çaldı. Okulun kapısından yaşlı, genç, uzun ve orta boylu öğretmenler çıktı. İçlerinden biri :

-- Eski öğrenciler bayrak direğinin sağ tarafına geçsinler, burada sıra olsunlar, yeni kayıt olanlar da solda dursunlar, dedi.

Bizim Bulunduğumuz yana döndü. Sonra ellerinde birer kağıt olan öğretmenler adlarımızı okuyarak bizi ayrı yerlerde sıra ettiler. Bütün öğrenciler birbirleriyle konuşuyorlardı. Bu arada beyaz saçlı bir adam konuşmaya başladı. Hepimiz sustuk. Konuşma bittikten sonra, uzun boylu, şişman bir çocuk bayrakla kapı önüne geldi. İstiklal Marşı söylendi, ant içildi. Sonra herkes kendi dersliğine sıra ile dağıldı. Sıralarımıza oturduk. Benim gibi babası ile, annesi ile dersliğe girenler de vardı. Öğretmen tek tek adımızı sordu. Biz de bir bir söyledik. Öğretmen hepimizi sevdi, okşadı. Şarkılar söyledi. Öyküler anlattı. Sonra bize döndü:

-- İçinizde şarkı, türkü bilen var mı? Dedi. Bilenler bildikleri şarkıları, türküleri söylediler. Bu arada babam ve öteki çocukların anneleri ayrıldılar.

Okulumu, sınıfımı, öğretmenimi öyle çok sevdim ki…

O günden sonra okula hep yalnız gittim.

Özlem YAVUZ


--------------------------------------------------------------------------------

SEVGİLİ ARKADAŞLAR

Kanunlarımıza göre ilköğretim sekiz yıldır ve zorunludur. Okullarımızın açıldığı bu haftayı, İlköğretim Haftası olarak kutluyoruz.
Şu anda hepimiz, yeni bir eğitim öğretim yılına başlamış olmanın coşkusu içindeyiz. Kavuştuğumuz okulumuz, öğretmenimiz ve arkadaşlarımız, hepimizi sevince boğdu.

Aramıza yeni katılan arkadaşlarımızla bir an önce tanışmayı arzuluyoruz. Okul bizim ikinci evimiz gibidir. Beraber yaşamayı, sevgiyi, dostluğu ve arkadaşlığı burada öğreniyoruz. Öğrendiğimiz bilgiler yanında oynadığımız oyunlar ve söylediğimiz şarkılarla hoşça vakit geçiriyor, ortak sevinçler paylaşıyoruz.
Kendimize, ailemize, çevremize, milletimize ve insanlığa faydalı olmak, okuma-yazma öğrenmekle başlar. Daha sonra öğrendiklerimizle ise, iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, bilimi hurafeden ayırır ve bugünkü dünyanın ulaştığı bilgi birikimini elde ederiz. Bilgisiz ve eğitimsiz insanlar daha çok suç işler. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi eğitimli insan sayısıyla ölçülür.

Yeni bilgiler, yeni dostluklar, güzel günler ve aydınlık fikirlere kavuşmanız dileği ile İlköğretim Haftanızı kutluyorum.

(Ev ve Sınıf Etkinlikleri Antolojisi Kitabı)


--------------------------------------------------------------------------------

İLKÖĞRETİM HAFTASI



Eğitimin temelini ilköğretim oluşturur. İlköğretim, kadın erkek bütün vatandaşların bedensel, ruhsal ve ahlaki gelişmelerine ve yetişmelerine hizmet eden temel eğitim ve öğretimdir.

Maarif-i Umumiye Nizamnamesinde sözü edilen ilköğretim zorunluluğu 1876 yılında çıkarılan Kanun-i Esasi’de yer almıştır. Böylece ilköğretim zorunluluğu Anayasalarda yer almaya başlamıştır.

Her yıl Eylül ayının üçüncü haftası ‘İlköğretim Haftası’ olarak kutlanır. Bu 1961 yılında çıkarılan 222 sayılı ‘İlköğretim Kanunu’ içinde yer almıştır.

Ülkemiz kalkındıkça eğitime olan ihtiyaç daha da artmış ve okulların sayısı hızlı bir artış göstermiştir. İlk eğitimde son yıllarda okullaşma oranı %93’e çıkmış, böylece eğitim seferberliği başlatılmış, okur yazar oranı hızla artmıştır. Bugün önemli olan nitelikli öğrenci yetişmektedir.

İlköğretim, bütün yurttaşlarımızı okumaya, yazmaya, kitaba ve bilgiye kavuşturur. Bizleri daha iyi bir yurttaş olmaya hazırlar. Yüksek okullarda okuyabilmek için ilköğretimi bitirmek zorundayız.

Yurt kalkınmasında ilköğretimin önemi büyüktür. Temel eğitimin ilk kademesi ilköğretimdir. İlköğretimde okuma yazma öğretimi yanında hayatta gerekli olan temel bilgi ve beceriler kazandırılır.

Çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkmanın yolu eğitimdir. Sağlam ve köklü bir ilköğretim görmüş kişi ileride başarılı olur. Ülkesine ve çevresine de o derece faydalı olur. İlköğretim yıllarında kazanılan bilgi, beceri ve alışkanlıkların tümü ileriki öğrenim dönemlerinde temel teşkil eder. Yaşama ilk adım buradan başlar. Kişinin bu devrede aldığı tüm alışkanlık ve bilgiler yaşamı boyunca sürer.

Türk çocuklarının milli, ahlaki, manevi ve insani yönden gelişmelerini ilköğretim temel amaç saymaktadır.

Ata’mızın izinde yürüyerek çağdaş Türkiye’yi yaratmak için hızla çoğalacağız. Atatürk’ün ‘Eğitim bir milleti ya bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır; veya bir milleti esirliğe ve sefalete terk eder.’ Sözünü unutmadan eğitime daha da önem vereceğiz. Eğitimin de ilk basamağı ilköğretim olduğundan bu konuda üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yapmaya çalışacağız.


--------------------------------------------------------------------------------

222 Sayılı Kanunla, Eylül ayının 3.haftası "İlköğretim Haftası" olarak kabul edilmiştir. Bu kanunun amacı, herkesin toplumun bir bireyi olmaya yakışacak şekilde yetiştirilmesini sağlamaktır. Bu haftanın amacı da herkese bunu anlatmak ve daha iyi birey olmak için yollar aramaktır.

İlköğretim Haftası' nda konuşma, resim, şiir, gösteri gibi aktivitelerle haftanın önemi daha da belirginleştirilir. Böylece herkese hafta ile ilgili hatırlayıp unutmayacağı bilgiler aktarılabilir.

İlköğretimin zihinsel, bedensel ve dil gelişmesinde önemi büyüktür ve eğitim sistemimizin ilk adımıdır. İnsan Hakları Bildirisinde de belirtildiği gibi ilköğretim parasız ve zorunludur.

İlköğretim çağı, altı yaşını bitiren herkesin eylül ayında ilköğretim okuluna yazılması ile başlar ve onbeş yaşını bitirdiği öğretim yılının sonuna kadar devam eder.


--------------------------------------------------------------------------------

ATATÜRK’ÜN EĞİTİM VE ÖĞRETİMLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ



Çocuklarımız ve gençlerimiz yetiştirilirken onlara özellikle varlığı ile, hakkı ile, birliği ile çatışan ve tüm yabancı öğelerle savaşma gereği ve ulusal değerleri tam bir coşku ile, her karşıt düşünce önünde şiddetle ve özveriyle savunma zorunluluğu iyice öğretilmelidir (1921). (Atatürk’ün Milli Eğitimimizle İlgili Düşünce ve Buyrukları - TDK - 1970)



Geleceğe hazırlanan yurt çocuklarına hiçbir güçlük karşısında boyun eğmemelerini, olanca güçleriyle bıkmadan ve yılmadan çalışmalarını ve okumakta olan çocuk¬larımızın ana babalarına da yavrularının öğrenimlerini bitirmeleri için ellerinden gele¬ni esirgememelerini öğütlerim. Mustafa Kemal-1921



Milli eğitim alanında ne pahasına olursa olsun tam bir başarıya ulaşmak gerektir.Kurtuluş ancak bu yolla olur. M. Kemal - 1922



Milli eğitim politikamızın temel ilkesi, bilgisizliğin yok edilmesidir. Bu yapılmadıkça yerimizdeyiz... Yerinde duran bir şeyse geri gidiyor demektir. M. Kemal- 1922



Eğitimdir ki, bir ulusu ya Özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatır ya da tutsaklığa ve düşkünlüğe sürükler. (Atatürk)



Herkesin kendine göre bir zevki vardır: Kimi bahçe ile uğraşmak; güzel çiçekler yetiştirmek ister; kimi de adam yetiştirmekten hoşlanır. (Atatürk)



İlköğretimin yayılması için, sade ve kullanışlı Önlemler almak zorundayız. İlköğretimde amacımız, bunun genel olmasını bir an Önce gerçekleştirmektir. Bu sonuca varmak, ancak aralıksız önlem almakla ve bunları sistemli uygulamakla sağlanır. Ulusumuzun başlıca işi olarak, bu konuda direnmeyi gerekli görüyorum.

Atatürk - 1936



Eğitim işlerinde kesinlikle zafer kazanmış olmak gerekir. Bir ulusun gerçek kurtuluşu ancak bu yolla olur. Bu zaferin kazanılması için hepimizin tek bir can, tek bir düşünce olarak temeli bir program üzerinde çalışması gerekir. Bence bu programın te¬mel noktaları ikidir:

1. Eğitim, toplumsal yaşamımızın gereklerine uymalıdır.

2. Eğitim, çağın gereklerine uymalıdır. M.Kemal - 1922


--------------------------------------------------------------------------------



"İLKÖĞRETİM HAFTASI" AÇILIŞ KONUŞMASI



Değerli yöneticiler, öğretmenler ve sevgili öğrenciler:



Yeni bir eğitim yılının ilk gününde, sizlerle birlikte olmanın, Türkiye'nin aydınlık geleceği olan çocuklarımızı yetiştirecek değerli öğretmenlerimizle ve ülkemizin geleceği çocuklarımızla birlikte olmanın farklı heyecanı ve gururu içinde sizleri saygıyla selamlıyorum.



Sözlerime; Çin Bilgesi Kuan Tzu'nıın çok bilinen ve çok söylenen dizeleriyle başlamak istiyorum;

"bir yıl sonrasını düşünüyorsan; tohum ek

ağaç dik, on yıl sonrasıysa tasarladığın

ama yüz yıl sonrasıysa düşündüğün; öyleyse halkı eğit...

bir kez ürün verir, ekersen tohum

eğer dikersen bir kez, on kez ürün verir ağaç,

eğer halkı eğitirsen, yüz kez olur bu ürün..."

Evet; yıllar, yüzyıllar öncesinden bize böyle sesleniyor Kuan Tzu;

Gerçekten de eğitime değer vermek, eğitimi olmazsa olmazların içine almak, çağdaş toplum olmanın en temel ve en vazgeçilmez unsurlarından biridir. Bunu başarabilen toplumlar, toplumsal kalkınmayı çağdaşları olan toplumlara göre daha önce başarabilmiş toplumlardır. Bunu başaramayan toplumların kaderi ise geri kalmışlığın kalın çizgileri içinde kalmak olmuştur.

İLKÖĞRETİM, öğrencileri ilgi ve yetenekleri doğrultusunda hayata ve üst öğrenime hazırlayan; 6-14 yaşları arasında zorunlu eğitim çağını kapsar. Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren Başöğretmen ATATÜRK'ün önderliğinde başlatılan okuma-yazma ve eğitim seferberliği 80 yıl geçmesine rağmen devam etmektedir. Atatürk'ün Türk ulusuna hedef olarak gösterdiği çağdaş ülkeler seviyesine ulaşmanın tek yolu toplumun eğitilmesinden geçer. Bu nedenle İlköğretim Haftası 80 yıldan beri ülkemizde anlamını artırarak kutlanmaktadır.

Bilindiği gibi, 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile eğitim-öğretim ile ilgili görevler Milli Eğitim Bakanlığına verilmiştir. Bakanlığımızın bütçe imkanları ölçüsünde eğitime ayırdığı pay yeterli olamamaktadır. Bu nedenle; Sayın Başbakanımızın katılımı ile Milli Eğitim Bakanımız Sayın Hüseyin ÇELİK tarafından 11 Eylül 2003 tarihinde "Eğitime % de 100 Destek Kampanyası" başlatılmıştır. Bu destek kampanyasına tüm sivil toplum kuruluşlarını, iş adamlarımızı, velilerimizi ve tüm Edirnelileri katılmaya davet ediyorum.

Edirne ili okullaşma ve altyapı çalışmalarında Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir başarı yakalamıştır.Bu başarının yakalanmasında 2001-2002 öğretim yılından itibaren ilimizde eğitim seferberliği başlatan Sayın Valimiz Fahri YÜCEL'e huzurlarınızda şükranlarımı arz ediyorum. Bu çalışmaların sonucunda Edirne ilinde ikili öğretim yapan J& ilköğretim okulumuz kalmıştır. Bu okullarımızın da normal öğretime geçişi için sayın Valimizin direktifleri ve katkıları doğrultusunda planlamalar yapılmış, çalışmalar başlatılmıştır. Yapılan bu çalışmalar kısa sürede meyvesini vermiş, 2002-2003 öğretim yılı sonunda yapılan Lise Giriş Sınavlarında Edirne İli Türkiye birincisi olmuştur. Bu başarıdan dolayı yönetici ve öğretmenlerimiz ile sevgili öğrencilerimizi kutluyorum. Bu başarının devam ettirilerek ileriki yıllara taşınacağına ve Üniversite giriş sınavlarında da aynı başarıyı yakalayacağımıza inancım tamdır.

Başöğretmen Atatürk'ün ; "Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" diye hitap ettiği değerli Yönetici ve Öğretmenlerimiz;

Eğitimin kalitesinin temel belirleyicileri olan siz değerli öğretmenlerimizin, mesleğin gereklerine göre yetişen, sürekli kendini geliştirme isteğinde bulunan, işini ve öğrencisini seven, öğrenciyi merkeze alan, bu yöndeki amaçlarını açıkça belirleyen ve buna ulaşmanın ısrarlı çabası içinde bulunan kişiler olması; yöneticilerin ise öğretim konularında güçlü liderlik gösteren, öğrenci ve öğretmenlerden beklentilerini açıkça ortaya koyan ve bunları onlara ulaştıran, öğretim programlarının başarısı için yeni bir yönetim sistemi geliştiren kişiler olması hedefimizdir. Amacımız bilgi aktarmak deği1,bilgiye ulaşmanın yollarım araştıran, bulabilen, bilgiyi paylaşabilen, teknolojiyi üretebilen ve insanlığın yararına kullanabilen dinamik,özgüvenli bir nesil yetiştirebilmek olmalıdır.

Ülkemizin geleceği, geleceğimizin güvencesi sevgili öğrencilerim.

Ülkemiz, okuyabilmek uğruna yirmi kilometreyi çıplak ayakla yürüyen öğrencilerden, bir sınıfta doksan, bir sırada birlikte oturan beş öğrenciden, bilgisayarın ancak adının bilindiği günlerden bu günlere geldi. Sizler, ilimizde ortalama 28 kişilik sınıflarda, tek kişilik sıralarda, çağın teknolojik araçlarıyla donatılmış okullarda, yetkin öğretmenlerin elinde eğitim görüyorsunuz. Siz sevgili öğrencilerimizden tek isteğimiz, geçen yıl abi ve ablalarınızın yakaladığı Türkiye birinciliğini yine ilimize kazandırmanızda'. Ulu Önder Atatürk'ün dediği gibi "tek bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak"

Saygıdeğer Veliler;

Devletimizin,öğretmenlerimizin ve sizin ortak amacı öğrencilerimizi geleceğe en donanımlı şekilde hazırlayabilmektir. Bu ortak amacı gerçekleştirmede sizlerin görevi öğrencinize, okulunuza sahip çıkmak ve desteklemektir. Bu nedenle sürekli okullarınızı,öğretmenlerinizi ziyaret ediniz. Öğrencinizle ilgili olunuz. Öğrencinizin yalnızca öğretim yönünden değil,eğitim yönünden de gelişmesi için imkanlarınızı sonuna kadar kullanınız.

Sözlerimi Atatürk' ün Büyük Söylevinde yer alan ve bize eğitim anlayışımız açısından ışık tutan hedef gösteren şu sözleriyle son veriyorum; "Milli Eğitim ülkümüz, Türk milletinin bütün fertlerini kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde milli şuur etrafında toplamak; milli, insani, ahlaki üstün değerlerini geliştirmek ve milletimizi hür ve demokratik düşüncenin hakim olduğu ve kişisel teşebbüse ve toplum sorumluluğuna değer veren bir hava içinde bilgi, teknik, güzel sanatlar ve ekonomi bakımından çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı haline getirmektir"



2003-2004 Eğitim-Öğretim yılının, öğrenci, öğretmen, yönetici ve Edirne'mize hayırlı olmasını diler, sevgi ve saygılarımı sunarım.



İlköğretim Haftası kutlu olsun.



15.9.2003



Ali ZER

Milli Eğitim Müdürü

Sex korunma yöntemleri

En iyi bilinen korunma yöntemi haplar
Gençlerin cinsellikle ilgili bilgilerine yönelik değerlendirmelerin sonuçlarına
bakıldığında, gençler arasında en çok bilinen doğum kontrol yöntemlerinin
sırasıyla, doğum kontrol hapı, prezarvatif, spiral ve geri çekilme olduğu ortaya
kondu. Ayrıca, iğne, ertesi gün hapı, cerrahi yöntem ve implantasyon gibi
yöntemlerden de haberdar oldukları belirlendi Bu durum gösteriyor ki Türk
öğrencileri aslında cinselliği yaşamasa bile korunma yöntemlerinden ciddi ciddi
haberdar.
Zaten cinsiyetlere göre bakıldığında ise kızların erkeklere göre daha fazla doğum
kontrol yöntemi bildikleri belirlenmiştir. Kızların daha az cinsel ilişki yaşamalarına
rağmen doğum kontrol yöntemleri ile ilgili erkeklerden daha çok bilgi sahibi
olmaları korunma yollarının günümüzde halen daha çok kadının sorumluluğunda
olması ile açıklanabilir.
Gençlerin ayrıca adet dönemi, menapoz ve andropoz ile ilgili bilgileri de sorulmuştur. Her üç konuda da kızların
erkeklere göre daha fazla bilgi sahibi olduğu, ama gençlerin özellikle menapoz ve andropoz hakkında oldukça
yetersiz bilgileri olduğu belirlendi. Gençlerin menapoz ve andropozla ilgili yetersiz bilgi sahibi olmaları, daha sonra
kendileri bu dönemlere geldiklerinde, bu dönemleri nasıl yaşayacaklarını belirleyeceği için özellikle önemli bir konu.
Şendil’e göre; Gençlerin bu dönemlerle ilgili bilgi sahibi olmaları ilerde onların bu dönemleri daha olumlu
geçirmelerine katkıda bulunacaktır. Yine gençlerin cinsellikle ilgili bilgileri kapsamında gençlere kadınların ve
erkeklerin cinsel haz alma açısından farklılaşıp farklılaşmadıkları sorulduğunda, Gençlerin yüzde 60’ının kadın ve
erkeklerin cinsel haz alma açısından farklılaştığını düşünüyor, yüzde 27’si böyle bir farklılaşma olmadığını düşünüyor.
Yüzde 8’inin şartlara göre değişeceğini düşündükleri belirlendi. Cinsiyetlere göre bakıldığında ise kızların yüzde
49’unun ve erkeklerin yüzde 53’ünün böyle bir fark olduğunu söylediği ortaya kondu.

Sex korunma yöntemleri

En iyi bilinen korunma yöntemi haplar
Gençlerin cinsellikle ilgili bilgilerine yönelik değerlendirmelerin sonuçlarına
bakıldığında, gençler arasında en çok bilinen doğum kontrol yöntemlerinin
sırasıyla, doğum kontrol hapı, prezarvatif, spiral ve geri çekilme olduğu ortaya
kondu. Ayrıca, iğne, ertesi gün hapı, cerrahi yöntem ve implantasyon gibi
yöntemlerden de haberdar oldukları belirlendi Bu durum gösteriyor ki Türk
öğrencileri aslında cinselliği yaşamasa bile korunma yöntemlerinden ciddi ciddi
haberdar.
Zaten cinsiyetlere göre bakıldığında ise kızların erkeklere göre daha fazla doğum
kontrol yöntemi bildikleri belirlenmiştir. Kızların daha az cinsel ilişki yaşamalarına
rağmen doğum kontrol yöntemleri ile ilgili erkeklerden daha çok bilgi sahibi
olmaları korunma yollarının günümüzde halen daha çok kadının sorumluluğunda
olması ile açıklanabilir.
Gençlerin ayrıca adet dönemi, menapoz ve andropoz ile ilgili bilgileri de sorulmuştur. Her üç konuda da kızların
erkeklere göre daha fazla bilgi sahibi olduğu, ama gençlerin özellikle menapoz ve andropoz hakkında oldukça
yetersiz bilgileri olduğu belirlendi. Gençlerin menapoz ve andropozla ilgili yetersiz bilgi sahibi olmaları, daha sonra
kendileri bu dönemlere geldiklerinde, bu dönemleri nasıl yaşayacaklarını belirleyeceği için özellikle önemli bir konu.
Şendil’e göre; Gençlerin bu dönemlerle ilgili bilgi sahibi olmaları ilerde onların bu dönemleri daha olumlu
geçirmelerine katkıda bulunacaktır. Yine gençlerin cinsellikle ilgili bilgileri kapsamında gençlere kadınların ve
erkeklerin cinsel haz alma açısından farklılaşıp farklılaşmadıkları sorulduğunda, Gençlerin yüzde 60’ının kadın ve
erkeklerin cinsel haz alma açısından farklılaştığını düşünüyor, yüzde 27’si böyle bir farklılaşma olmadığını düşünüyor.
Yüzde 8’inin şartlara göre değişeceğini düşündükleri belirlendi. Cinsiyetlere göre bakıldığında ise kızların yüzde
49’unun ve erkeklerin yüzde 53’ünün böyle bir fark olduğunu söylediği ortaya kondu.

Daha iyi bir sex hayatı için yapılması gerekenler

1- CİNSEL PERHİZ UYGULAYIN!
Sekse dönem dönem ara vermenin cinsel enerji ve isteği en
yüksek noktaya taşıdığı bir gerçek... Bu yolla kendinize
birbirinizi özlemek için de imkan tanımış, ilişkinizi monotonluktan
uzaklaştırmış olacaksınız.
Sekse ayrıcalık katmak için pek çok çiftin uyguladığı bu yöntem,
aynı zamanda baştan çıkarmanın zevkini de yeniden
yaşamanızı sağlayacak. Psikologlar, özellikle uzun süredir
birlikte olan çiftler için bu yöntemin bir hayli etkili olduğunu
belirtiyorlar. Öyle ki, cinsel perhiz sonrası hafif bir dokunuş bile
karşı tarafı alabora etmeye yetiyor.
2- BİRBİRİNİZİ ŞAŞIRTIN!
Sürprizler arzuyu körükler! ilişkinizde; yaşananların sürekli belirli kurallar, klişeleşmiş sözcükler, kalıplaşmış törenler
içinde gelişmesi bir süre sonra içinizdeki tutkuyu tamamen yok edecektir, ilişkiler yaratıcılık ister... Bu nedenle
karşınızdaki kişi sürpriz yapma konusunda her ne kadar beceriksiz olursa olsun eğer onu seviyorsanız bu görevi yeri
geldiğinde üstlenmekten kaçınmayın. Sürprizleri yalnızca hediye bağlamında düşünmeyin. Kimi zaman farklı bir
kıyafet giymek, rahatsız edici olmadan argo konuşmak dahi karşınızdakini şaşırtabilir. Bu da hissettiği tutkuyu daha
da artıracaktır.
3- ÖPÜŞEREK TAHRİK EDİN!
Öpüşmek; en tahrik edici temastır ve bilim adamlarına göre vücuttaki kimyasalları
dengeler... Yumuşak, derin, hafif, hızlı, yavaş! Öpüşmek; ön sevişmenin ritmini ve genel
olarak sevişmenin tarzını belirler.
Sadece ufak bir öpücük bile seks yapma isteği uyandırabilir. Ancak yine de öpüşme
konusunda her erkeğin gerektiği kadar yetenekli olmadığı da bir gerçek. Bu da seks
hayatınızın ileride nasıl bir seyir izleyeceğini anlamanız açısından önemli bir kriter...
Unutmayın, bazen küçük bir öpücük dahi birçok gerçeği ortaya çıkarabilir.
4- CESUR OLUN!
İlk buluşmanızda tüm fantezilerinizi olduğu gibi ortaya koymanızı hiç kimse beklemiyor. Ancak bu durum cesur
olmamanızı da gerektirmiyor. Utangaçlıkla el ele veren tahrik gücü yüksek bir yaklaşım, kadınsı bir kararsızlıkla
birleşince öldüren cazibenin altı da çizilmiş oluyor.
Maxi-Dergi 18+ ŞUBAT 2006 Sayı 3 CİNSEL YAŞAM
cinsel yaşam
____________________________________________________________________
WWW.MAXIMUMBILGI.COM Sayfa 13
Karşınızdaki kişinin gözlerinin içine bakmak, normalden daha yakın durmak,
ilk öpüşü başlatmak ya da dans ederken başınızı omzuna koymanız sizi
basitleştirmez. Bu durum arzularınızı ısrarcı olmadan ortaya koyabildiğiniz!
gösterir. O halde biraz daha cesur olmanızda hiçbir sakınca yok!
5- KONUŞKAN OLUN!
Sözcükler arzuyu bir anda tetikleyebilir. ister sokakta yürürken ister
sevişirken olsun, esprili ve baştan çıkarıcı her sözcük ilişkinizdeki tutku
katsayısını artıracaktır. Özellikle en alakasız, en olmadık yerlerde fisıldanan
ve vaat dolu sözcükler karşınızdakinin hayal gücünü körükleyecektir.
Geveze değil fakat konuşkan olmak, seksi yanınıza şirinlik de ekleyerek
daha bağlayıcı olmanızı sağlayacaktır. Bunun yanı sıra konuşmak en sağlıklı
iletişim şeklidir, unutmayın!
6- SORUMLULUĞU BİRAZ DA SİZ ÜZERİNİZE ALEV!
Sevişmenin nerede, ne zaman ve nasıl olması gerektiğini söyleyen taraf neden siz olmayasınız? Kuralları
değiştirmeye ve girişken olmaya çekinmeyin. Zevkli dakikalar geçirmek adına sorumluluğu kimi zaman üzerinize
almanızda hiçbir sakınca yok. Bunu genellikle karşı taraftan beklerseniz, hem onu yormuş olursunuz hem de sizin
istekli olup olmadığınız konusunda endişeye kapılabilir. Gün içinde seksi telefon mesajları atmak istiyorsanız içinizden
gelen bu doğal içgüdüyü dizginlemeye çalışmayın. Dahası bu size buluştuğunuzda dizginleri elinize almanız için de
hoş bir fırsat sunar. Evet; kimi zaman sorumluluğu sizin aldığınızı bilmek partnerinizi rahatlatıp çok daha tutkulu
olmasına neden olacaktır.
7- EGOİST OLMAYIN!
Aynı nedenlerden kaynaklanmasa da, erkeklerin de en az kadınlar kadar ön sevişmeye
ihtiyaç duydukları anlar vardır. Bunun nedeni ise genellikle psikolojiktir. Partnerinize ön
sevişmeyle rahatlayıp, sekse daha iyi konsantre olabilmesi için zaman tanıyın. Aksi
alınan zevkin maksimuma ulaşmasını engeller. Ön sevişme sırasında hem kendisi hem
de partneri ile ilgilenebilen bir kadın, zevki bütün vücuduna yayacaktır.
8- KENDİ FİLMİNİZİ KURGULAYIN!
Kendinizi bir filmin en erotik sahnesini çekiyormuş farz edin. Partnerinizle içinde
entrikaların döndüğü, soluk kesici bir senaryo hazırlayın. Daha sonra söz konusu bu
senaryoyu gerçekleştirin. Columbia Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, özellikle Batılı ülkelerdeki en büyük
fantezinin pizzacıya sipariş vererek, getiren kişiyi baştan çıkaran kadınlar üzerine olduğunu ortaya koyuyor. Size
siparişi getiren neden partneriniz olmasın?
9- MACERACI OLUN!
Ateşi körüklemek istiyorsanız biraz da maceracı bir ruha sahip olmalısınız? Kamptaki çadırda, bir otoparkın
kuytusunda, tiyatro salonunun locasında onu baştan çıkarmaya çekinmeyin. Ayrıca bu macera hissi partnerinizin ve
sizin yaratıcılığınızı geliştirdiği gibi, partneriniz ile aranızda erotik bir suç ortaklığı kurmanızı da sağlar.
Maxi-Dergi 18+ ŞUBAT 2006 Sayı 3 CİNSEL YAŞAM
cinsel yaşam
____________________________________________________________________
WWW.MAXIMUMBILGI.COM Sayfa 14
10- BİRLİKTE DUŞ ALIN!
Bu hem sekse çocuksu bir sevecenlik katacaktır hem de ılık su gün boyu
hissettiğiniz tüm gerginliği üzerinizden alacaktır! Özellikle seks yapmadan önce
birlikte alınan duş, ön sevişmeyi zevkli bir oyuna dönüştürür ki bu da heyecan
katsayısını artırır. Birlikte duş almak, fiziksel temas kurarak aranızdaki ten
uyumunu test etmenin ve karşınızdakinin bedenini tanımanın en güzel
yollarından da biridir.
11- EKSANTRİK OLUN!
Nasıl mı? Yapılan bir araştırma; cinsel bölgenizin epilasyon şeklinin erkeklerin bir
hayli ilgisini çektiğini ortaya koyuyor. Genellikle görsel bir zenginlikten hoşlanan erkekler için bu gibi tuhaf
fakat heyecan uyandıran detayların önemi çok büyük. Göbeğinizdeki piercing, poponuzdaki geçici dövme
ya da göğüs uçlarınızdaki pırıltılı vücut jeli, partnerinizin yaratıcılığını harekete geçirip değişik metotlar
denemesini sağlar.
12- PREZERVATİF MODELİNİ DEĞİŞTİRİN!
Her zaman kullandığınız prezervatifin yerine, daha farklı prezervatifleri kullanmayı
deneyin. Renkli, kokulu, fosforlu, tadı ya da tırtıklı... Bu hem ilişkinize çocuksu bir heyecan
katacaktır hem de ayrıntılarda büyük bir değişiklik yaratacaktır. Farklı prezervatifleri
denemek, her seferinde farklı ve birbirinden bağımsız tecrübeler yaşamanıza da neden
olabilir.
13- NEFES ALIP VERİN!
Sevişirken, daha fazla zevk almak için nefesinizi tutmaya çalışmayın. Yapılan araştırmalar,
doğru nefes alıp verişlerin zevki çok daha artırdığını ortaya koyuyor. Doğru nefes alıp
verme tekniklerini de en pratik şekliyle yoga sayesinde öğrenebilirsiniz. Yavaş ve düzenli bir nefes alıp vermeyle
heyecanınız ikiye katlanacak... Nefesinizi ne kadar düzenli ve doğru bir şekilde kontrol edebilirseniz, yaşayacağınız
orgazm o kadar kuvvetli olur.
14- KASLARINIZA HAKİM OLUN!
Eğer vajinanızı çevreleyen kasları kontrol edebilirseniz, orgazma daha çabuk ve kuvvetli
bir şekilde ulaşırsınız. Bu partnerinizin de çok hoşuna gidecek; adeta penisini içeriden
okşuyormuşsunuz hissi uyandıracaktır.
15- KENDİNİZLE İLGİLENİN!
Klitorise dokunmak ya da okşamak çok yaygın ve temel bir içgüdü olsa da birçok kadında
suçluluk hissi uyandırabiliyor. Oysa bu içgüdüsel davranış hem kadınları hem de
erkekleri fazlasıyla tahrik ediyor. O halde utanmaya ya da suçluluk hissetmeye hiç de
gerek yok!
Maxi-Dergi 18+ ŞUBAT 2006 Sayı 3 CİNSEL YAŞAM
cinsel yaşam
____________________________________________________________________
WWW.MAXIMUMBILGI.COM Sayfa 15
16- PAUSE MODUNA GEÇİN!
İşte her şeyi değiştirecek bir oyun! Partnerinize yeri geldiğinde ara
verebilmeyi öğretin. Nasıl mı? Genellikle ritmi belirleyen taraf
erkeklerdir. Konuşmak ve nefes almak için durmak çeşitli
nedenlerle akıllarının ucundan dahi geçmez. Ancak ara verip daha
sonra devam edilen cinsel ilişkiler, hem monotonluktan uzaklaşır
hem de zevk dakikalarını daha geniş bir zamana yarar.
17- İLETİŞİMİNİZİ KAYBETMEYİN!
Seksin en güzel yanı partnerinizle uzayıp giden bir temas içinde
olabilmenizdir... Son derece erotik olmasının yanı sıra özellikle
elleriniz partnerinize mesaj yollamak konusunda birer elçi gibidir.
Bazı pozisyonlarda partnerinizle küçük bir vücut teması bile,
titreşimi bütün vücudunuzda hissetmenize yeter de artar bile. Bu
nedenle aranızdaki iletişimi ve erotik sinyalleri kaybetmemeye
çalışın. Unutmayın, seks konsantre olmayı gerektirir!
18- İÇİNİZDEKİ VAHŞİ YÖNÜ UYANDIRIN!
Sadece seks için seks... Başta insana gayet vahşi ve duygudan uzak geliyor. Ancak karşınızdaki zaten tanıdığınız ve
sevdiğiniz biri... O halde duygusallığı seks öncesi ve sonrasına saklamanızda hiçbir mahsur yok. Cinsellik; içinizdeki
vahşi Afrika gibidir. O halde bu ilkel içgüdünüzü tamamen serbest bırakmalı ve tamtamlara geri dönmelisiniz.
19- PARTNERİNİZE YARDIM EDİN!
Partnerinizi; bir seks makinesi olduğu düşüncesinden uzaklaştırabilmeniz gerekir. Eğer partneriniz performansı
konusunda takıntılıysa rahat hareket etmeyecek ve aldığınız zevk de azalacaktır. Ona bu performans korkusunu
yaşamaması için destek olan taraf siz olmalısınız. Bazen küçük bir jest ya da kompliman bile bilinçaltındaki tüm kötü
düşünceleri silebilir. Kısacası; cilveli ve tatlı dilli olun...
20- KENDİNİZİ TANIYIN!
Karşınızdaki ile paylaşımınızı artırabilmeniz için öncelikle kendinizi daha sonra da
partnerinizi çok iyi tanımak zorundasınız. Ancak ortak duyguları ve ortak zevkleri
keşfettiğiniz zaman eşsiz bir birliktelik yaşamanız mümkün olacaktır. Kendini
tanıyan bir kişi, tüm kompleks ve korkularından sıyrılacağı için hem kendini hem de
karşısındakini çok daha mutlu edecektir. Seks; zevk almak ve vermek üzerine kuruludur. Bu nedenle aranızda adil bir
anlaşma sağlamalısınız.
Maxi-Dergi 18+ ŞUBAT 2006 Sayı 3 CİNSEL YAŞAM
cinsel yaşam
____________________________________________________________________
WWW.MAXIMUMBILGI.COM Sayfa 16
ANLAYIŞLI OLMA
SANATI
nlaşılmak, anlayış görmek istiyorsak
atabileceğimiz en sağlam ilk adım, anlamak
ve anlayış göstermektir; anlayışlı bir insan
olma sanatını öğrenmektir. "Nasıl yapsam da onu
daha iyi anlayabilsem, ona daha fazla anlayış
gösterebilsem?" diye sormakta yarar vardır.
Siz kendi anlayış yeteneğinizi geliştirdikçe bunun
eşinize de yansıdığını göreceksiniz. Sizin yarattığınız
ortam eşinizi de etkileyecek onun da daha anlayışlı
olmak için çaba sarfetmeye başladığını göreceksiniz.
Bize danışanlardan birçoğu bu konuda onlara belirli yöntemler, teknikler öğretmemizi isterler. Ama anlama, anlayışlı
olma sanatını size kimse öğretemez. Anlayışlı olma sanatının temelinde gereğini derinden kavrayabilmek yatar. Bunu
da ancak, anlayışlı olmayı denerken hissedebilirsiniz. Yine de burada, başkalarına bu konuda yarar sağlayan birtakım
öğütleri sıralayalım:
Dinleyin ve Gözleyin
Gündelik yaşantının sayısız işlerine ve sorunlarına kendimizi öyle bir kaptırırız ki çevremizdekilere yönelttiğimiz ilgi ve
dikkat azalabilir. Eşimizin kaşlarının çatılması, ayaklarının sürüklenmesi, ağzının kızgınlıkla çarpılması, sesinin
düzlüğü ve ondaki istek yitimini ortaya vurması, gece uyku bozuklukları... dikkatimizden kaçabilir.
Kendi kendinize, "Dur ve dinle! Dur ve bak!" demeye alışın ve bu dikkati, uyanıklığı huy edinin. Ancak gerekli olan,
eşinizin yüzüne bakmak değil, onun içini görmek, işitmektir.
Kavrayın
Kendi içinize dönerek, bunun arkasından ne geleceğini kavramaya çalışın. Bu, size ne söylüyor? Sizin için ne anlam
taşıyor? Sizde nasıl duygular uyandırıyor? Karşınızdakinin neler duyduğunu sanıyorsunuz?
Kimi zaman onun durumunu bir çırpıda anlarsınız. Kimi zaman anlayış mekanizması daha ağır işler. Her şeyi açıkça
derinden duyumsadığınız da olur, içimizde şöyle bir anlık ufak bir ışık yanıp sönmüş gibi de olur. Bu ışığa mim koyup
üzerinde düşünürseniz karşınızdakinin duygularına ilişkin daha açık, daha derin bir anlayışa erişebilirsiniz.
Sizin ona kulak verip dinleme konusunda gösterdiğiniz yeni tutum belki de eşinizi ne istediğini ve neye sıkıldığını
daha serbestçe açıklamaya itecektir. O konuştukça "can kulağı" ile dinleyin. Onu yarı yolda karşılayabilmek için duyu
ve duygularınızı seferber edin. Onun yalnız söylediklerini değil "söylemediklerini" de dinleyin.
Maxi-Dergi 18+ ŞUBAT 2006

Daha iyi bir sex hayatı için yapılması gerekenler

1- CİNSEL PERHİZ UYGULAYIN!
Sekse dönem dönem ara vermenin cinsel enerji ve isteği en
yüksek noktaya taşıdığı bir gerçek... Bu yolla kendinize
birbirinizi özlemek için de imkan tanımış, ilişkinizi monotonluktan
uzaklaştırmış olacaksınız.
Sekse ayrıcalık katmak için pek çok çiftin uyguladığı bu yöntem,
aynı zamanda baştan çıkarmanın zevkini de yeniden
yaşamanızı sağlayacak. Psikologlar, özellikle uzun süredir
birlikte olan çiftler için bu yöntemin bir hayli etkili olduğunu
belirtiyorlar. Öyle ki, cinsel perhiz sonrası hafif bir dokunuş bile
karşı tarafı alabora etmeye yetiyor.
2- BİRBİRİNİZİ ŞAŞIRTIN!
Sürprizler arzuyu körükler! ilişkinizde; yaşananların sürekli belirli kurallar, klişeleşmiş sözcükler, kalıplaşmış törenler
içinde gelişmesi bir süre sonra içinizdeki tutkuyu tamamen yok edecektir, ilişkiler yaratıcılık ister... Bu nedenle
karşınızdaki kişi sürpriz yapma konusunda her ne kadar beceriksiz olursa olsun eğer onu seviyorsanız bu görevi yeri
geldiğinde üstlenmekten kaçınmayın. Sürprizleri yalnızca hediye bağlamında düşünmeyin. Kimi zaman farklı bir
kıyafet giymek, rahatsız edici olmadan argo konuşmak dahi karşınızdakini şaşırtabilir. Bu da hissettiği tutkuyu daha
da artıracaktır.
3- ÖPÜŞEREK TAHRİK EDİN!
Öpüşmek; en tahrik edici temastır ve bilim adamlarına göre vücuttaki kimyasalları
dengeler... Yumuşak, derin, hafif, hızlı, yavaş! Öpüşmek; ön sevişmenin ritmini ve genel
olarak sevişmenin tarzını belirler.
Sadece ufak bir öpücük bile seks yapma isteği uyandırabilir. Ancak yine de öpüşme
konusunda her erkeğin gerektiği kadar yetenekli olmadığı da bir gerçek. Bu da seks
hayatınızın ileride nasıl bir seyir izleyeceğini anlamanız açısından önemli bir kriter...
Unutmayın, bazen küçük bir öpücük dahi birçok gerçeği ortaya çıkarabilir.
4- CESUR OLUN!
İlk buluşmanızda tüm fantezilerinizi olduğu gibi ortaya koymanızı hiç kimse beklemiyor. Ancak bu durum cesur
olmamanızı da gerektirmiyor. Utangaçlıkla el ele veren tahrik gücü yüksek bir yaklaşım, kadınsı bir kararsızlıkla
birleşince öldüren cazibenin altı da çizilmiş oluyor.
Maxi-Dergi 18+ ŞUBAT 2006 Sayı 3 CİNSEL YAŞAM
cinsel yaşam
____________________________________________________________________
WWW.MAXIMUMBILGI.COM Sayfa 13
Karşınızdaki kişinin gözlerinin içine bakmak, normalden daha yakın durmak,
ilk öpüşü başlatmak ya da dans ederken başınızı omzuna koymanız sizi
basitleştirmez. Bu durum arzularınızı ısrarcı olmadan ortaya koyabildiğiniz!
gösterir. O halde biraz daha cesur olmanızda hiçbir sakınca yok!
5- KONUŞKAN OLUN!
Sözcükler arzuyu bir anda tetikleyebilir. ister sokakta yürürken ister
sevişirken olsun, esprili ve baştan çıkarıcı her sözcük ilişkinizdeki tutku
katsayısını artıracaktır. Özellikle en alakasız, en olmadık yerlerde fisıldanan
ve vaat dolu sözcükler karşınızdakinin hayal gücünü körükleyecektir.
Geveze değil fakat konuşkan olmak, seksi yanınıza şirinlik de ekleyerek
daha bağlayıcı olmanızı sağlayacaktır. Bunun yanı sıra konuşmak en sağlıklı
iletişim şeklidir, unutmayın!
6- SORUMLULUĞU BİRAZ DA SİZ ÜZERİNİZE ALEV!
Sevişmenin nerede, ne zaman ve nasıl olması gerektiğini söyleyen taraf neden siz olmayasınız? Kuralları
değiştirmeye ve girişken olmaya çekinmeyin. Zevkli dakikalar geçirmek adına sorumluluğu kimi zaman üzerinize
almanızda hiçbir sakınca yok. Bunu genellikle karşı taraftan beklerseniz, hem onu yormuş olursunuz hem de sizin
istekli olup olmadığınız konusunda endişeye kapılabilir. Gün içinde seksi telefon mesajları atmak istiyorsanız içinizden
gelen bu doğal içgüdüyü dizginlemeye çalışmayın. Dahası bu size buluştuğunuzda dizginleri elinize almanız için de
hoş bir fırsat sunar. Evet; kimi zaman sorumluluğu sizin aldığınızı bilmek partnerinizi rahatlatıp çok daha tutkulu
olmasına neden olacaktır.
7- EGOİST OLMAYIN!
Aynı nedenlerden kaynaklanmasa da, erkeklerin de en az kadınlar kadar ön sevişmeye
ihtiyaç duydukları anlar vardır. Bunun nedeni ise genellikle psikolojiktir. Partnerinize ön
sevişmeyle rahatlayıp, sekse daha iyi konsantre olabilmesi için zaman tanıyın. Aksi
alınan zevkin maksimuma ulaşmasını engeller. Ön sevişme sırasında hem kendisi hem
de partneri ile ilgilenebilen bir kadın, zevki bütün vücuduna yayacaktır.
8- KENDİ FİLMİNİZİ KURGULAYIN!
Kendinizi bir filmin en erotik sahnesini çekiyormuş farz edin. Partnerinizle içinde
entrikaların döndüğü, soluk kesici bir senaryo hazırlayın. Daha sonra söz konusu bu
senaryoyu gerçekleştirin. Columbia Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma, özellikle Batılı ülkelerdeki en büyük
fantezinin pizzacıya sipariş vererek, getiren kişiyi baştan çıkaran kadınlar üzerine olduğunu ortaya koyuyor. Size
siparişi getiren neden partneriniz olmasın?
9- MACERACI OLUN!
Ateşi körüklemek istiyorsanız biraz da maceracı bir ruha sahip olmalısınız? Kamptaki çadırda, bir otoparkın
kuytusunda, tiyatro salonunun locasında onu baştan çıkarmaya çekinmeyin. Ayrıca bu macera hissi partnerinizin ve
sizin yaratıcılığınızı geliştirdiği gibi, partneriniz ile aranızda erotik bir suç ortaklığı kurmanızı da sağlar.
Maxi-Dergi 18+ ŞUBAT 2006 Sayı 3 CİNSEL YAŞAM
cinsel yaşam
____________________________________________________________________
WWW.MAXIMUMBILGI.COM Sayfa 14
10- BİRLİKTE DUŞ ALIN!
Bu hem sekse çocuksu bir sevecenlik katacaktır hem de ılık su gün boyu
hissettiğiniz tüm gerginliği üzerinizden alacaktır! Özellikle seks yapmadan önce
birlikte alınan duş, ön sevişmeyi zevkli bir oyuna dönüştürür ki bu da heyecan
katsayısını artırır. Birlikte duş almak, fiziksel temas kurarak aranızdaki ten
uyumunu test etmenin ve karşınızdakinin bedenini tanımanın en güzel
yollarından da biridir.
11- EKSANTRİK OLUN!
Nasıl mı? Yapılan bir araştırma; cinsel bölgenizin epilasyon şeklinin erkeklerin bir
hayli ilgisini çektiğini ortaya koyuyor. Genellikle görsel bir zenginlikten hoşlanan erkekler için bu gibi tuhaf
fakat heyecan uyandıran detayların önemi çok büyük. Göbeğinizdeki piercing, poponuzdaki geçici dövme
ya da göğüs uçlarınızdaki pırıltılı vücut jeli, partnerinizin yaratıcılığını harekete geçirip değişik metotlar
denemesini sağlar.
12- PREZERVATİF MODELİNİ DEĞİŞTİRİN!
Her zaman kullandığınız prezervatifin yerine, daha farklı prezervatifleri kullanmayı
deneyin. Renkli, kokulu, fosforlu, tadı ya da tırtıklı... Bu hem ilişkinize çocuksu bir heyecan
katacaktır hem de ayrıntılarda büyük bir değişiklik yaratacaktır. Farklı prezervatifleri
denemek, her seferinde farklı ve birbirinden bağımsız tecrübeler yaşamanıza da neden
olabilir.
13- NEFES ALIP VERİN!
Sevişirken, daha fazla zevk almak için nefesinizi tutmaya çalışmayın. Yapılan araştırmalar,
doğru nefes alıp verişlerin zevki çok daha artırdığını ortaya koyuyor. Doğru nefes alıp
verme tekniklerini de en pratik şekliyle yoga sayesinde öğrenebilirsiniz. Yavaş ve düzenli bir nefes alıp vermeyle
heyecanınız ikiye katlanacak... Nefesinizi ne kadar düzenli ve doğru bir şekilde kontrol edebilirseniz, yaşayacağınız
orgazm o kadar kuvvetli olur.
14- KASLARINIZA HAKİM OLUN!
Eğer vajinanızı çevreleyen kasları kontrol edebilirseniz, orgazma daha çabuk ve kuvvetli
bir şekilde ulaşırsınız. Bu partnerinizin de çok hoşuna gidecek; adeta penisini içeriden
okşuyormuşsunuz hissi uyandıracaktır.
15- KENDİNİZLE İLGİLENİN!
Klitorise dokunmak ya da okşamak çok yaygın ve temel bir içgüdü olsa da birçok kadında
suçluluk hissi uyandırabiliyor. Oysa bu içgüdüsel davranış hem kadınları hem de
erkekleri fazlasıyla tahrik ediyor. O halde utanmaya ya da suçluluk hissetmeye hiç de
gerek yok!
Maxi-Dergi 18+ ŞUBAT 2006 Sayı 3 CİNSEL YAŞAM
cinsel yaşam
____________________________________________________________________
WWW.MAXIMUMBILGI.COM Sayfa 15
16- PAUSE MODUNA GEÇİN!
İşte her şeyi değiştirecek bir oyun! Partnerinize yeri geldiğinde ara
verebilmeyi öğretin. Nasıl mı? Genellikle ritmi belirleyen taraf
erkeklerdir. Konuşmak ve nefes almak için durmak çeşitli
nedenlerle akıllarının ucundan dahi geçmez. Ancak ara verip daha
sonra devam edilen cinsel ilişkiler, hem monotonluktan uzaklaşır
hem de zevk dakikalarını daha geniş bir zamana yarar.
17- İLETİŞİMİNİZİ KAYBETMEYİN!
Seksin en güzel yanı partnerinizle uzayıp giden bir temas içinde
olabilmenizdir... Son derece erotik olmasının yanı sıra özellikle
elleriniz partnerinize mesaj yollamak konusunda birer elçi gibidir.
Bazı pozisyonlarda partnerinizle küçük bir vücut teması bile,
titreşimi bütün vücudunuzda hissetmenize yeter de artar bile. Bu
nedenle aranızdaki iletişimi ve erotik sinyalleri kaybetmemeye
çalışın. Unutmayın, seks konsantre olmayı gerektirir!
18- İÇİNİZDEKİ VAHŞİ YÖNÜ UYANDIRIN!
Sadece seks için seks... Başta insana gayet vahşi ve duygudan uzak geliyor. Ancak karşınızdaki zaten tanıdığınız ve
sevdiğiniz biri... O halde duygusallığı seks öncesi ve sonrasına saklamanızda hiçbir mahsur yok. Cinsellik; içinizdeki
vahşi Afrika gibidir. O halde bu ilkel içgüdünüzü tamamen serbest bırakmalı ve tamtamlara geri dönmelisiniz.
19- PARTNERİNİZE YARDIM EDİN!
Partnerinizi; bir seks makinesi olduğu düşüncesinden uzaklaştırabilmeniz gerekir. Eğer partneriniz performansı
konusunda takıntılıysa rahat hareket etmeyecek ve aldığınız zevk de azalacaktır. Ona bu performans korkusunu
yaşamaması için destek olan taraf siz olmalısınız. Bazen küçük bir jest ya da kompliman bile bilinçaltındaki tüm kötü
düşünceleri silebilir. Kısacası; cilveli ve tatlı dilli olun...
20- KENDİNİZİ TANIYIN!
Karşınızdaki ile paylaşımınızı artırabilmeniz için öncelikle kendinizi daha sonra da
partnerinizi çok iyi tanımak zorundasınız. Ancak ortak duyguları ve ortak zevkleri
keşfettiğiniz zaman eşsiz bir birliktelik yaşamanız mümkün olacaktır. Kendini
tanıyan bir kişi, tüm kompleks ve korkularından sıyrılacağı için hem kendini hem de
karşısındakini çok daha mutlu edecektir. Seks; zevk almak ve vermek üzerine kuruludur. Bu nedenle aranızda adil bir
anlaşma sağlamalısınız.
Maxi-Dergi 18+ ŞUBAT 2006 Sayı 3 CİNSEL YAŞAM
cinsel yaşam
____________________________________________________________________
WWW.MAXIMUMBILGI.COM Sayfa 16
ANLAYIŞLI OLMA
SANATI
nlaşılmak, anlayış görmek istiyorsak
atabileceğimiz en sağlam ilk adım, anlamak
ve anlayış göstermektir; anlayışlı bir insan
olma sanatını öğrenmektir. "Nasıl yapsam da onu
daha iyi anlayabilsem, ona daha fazla anlayış
gösterebilsem?" diye sormakta yarar vardır.
Siz kendi anlayış yeteneğinizi geliştirdikçe bunun
eşinize de yansıdığını göreceksiniz. Sizin yarattığınız
ortam eşinizi de etkileyecek onun da daha anlayışlı
olmak için çaba sarfetmeye başladığını göreceksiniz.
Bize danışanlardan birçoğu bu konuda onlara belirli yöntemler, teknikler öğretmemizi isterler. Ama anlama, anlayışlı
olma sanatını size kimse öğretemez. Anlayışlı olma sanatının temelinde gereğini derinden kavrayabilmek yatar. Bunu
da ancak, anlayışlı olmayı denerken hissedebilirsiniz. Yine de burada, başkalarına bu konuda yarar sağlayan birtakım
öğütleri sıralayalım:
Dinleyin ve Gözleyin
Gündelik yaşantının sayısız işlerine ve sorunlarına kendimizi öyle bir kaptırırız ki çevremizdekilere yönelttiğimiz ilgi ve
dikkat azalabilir. Eşimizin kaşlarının çatılması, ayaklarının sürüklenmesi, ağzının kızgınlıkla çarpılması, sesinin
düzlüğü ve ondaki istek yitimini ortaya vurması, gece uyku bozuklukları... dikkatimizden kaçabilir.
Kendi kendinize, "Dur ve dinle! Dur ve bak!" demeye alışın ve bu dikkati, uyanıklığı huy edinin. Ancak gerekli olan,
eşinizin yüzüne bakmak değil, onun içini görmek, işitmektir.
Kavrayın
Kendi içinize dönerek, bunun arkasından ne geleceğini kavramaya çalışın. Bu, size ne söylüyor? Sizin için ne anlam
taşıyor? Sizde nasıl duygular uyandırıyor? Karşınızdakinin neler duyduğunu sanıyorsunuz?
Kimi zaman onun durumunu bir çırpıda anlarsınız. Kimi zaman anlayış mekanizması daha ağır işler. Her şeyi açıkça
derinden duyumsadığınız da olur, içimizde şöyle bir anlık ufak bir ışık yanıp sönmüş gibi de olur. Bu ışığa mim koyup
üzerinde düşünürseniz karşınızdakinin duygularına ilişkin daha açık, daha derin bir anlayışa erişebilirsiniz.
Sizin ona kulak verip dinleme konusunda gösterdiğiniz yeni tutum belki de eşinizi ne istediğini ve neye sıkıldığını
daha serbestçe açıklamaya itecektir. O konuştukça "can kulağı" ile dinleyin. Onu yarı yolda karşılayabilmek için duyu
ve duygularınızı seferber edin. Onun yalnız söylediklerini değil "söylemediklerini" de dinleyin.
Maxi-Dergi 18+ ŞUBAT 2006